Astım Hastalarına Covid ve Aşı Konusunda Önemli 7 Öneri

26.02.2021 - Cuma 08:40

 Hasta sayısı gün geçtikçe artıyor 

 

Tüm dünyada yaklaşık 335 milyon, ülkemizde ise yaklaşık 4 milyon astım hastası olduğu bilinmekte ve bu rakamlar gün geçtikçe artmaktadır. Ülkemizde her 100 erişkinden 5-7’sinde, her 100 çocuktan 13-14’ünde astım görülmektedir. Başka bir deyişle astım, tüm dünyada her yaş grubunda görülebilen bir halk sağlığı sorunu olmaktadır. Pandemi sürecinin ve COVID-19  aşısının astım hastalarını nasıl etkileyeceği ve neler yapılması gerektiği de merak edilen konular arasında yer almaktadır. 

 

Bireye özgü değişik etkenler astıma sebep olabilir

 

Astım, havayollarının (bronşların) mikrobik olmayan iltihap nedeni ile daralmasına bağlı olarak ortaya çıkan kronik bir durumdur. Tekrarlayan ve ataklar halinde gelen öksürük, nefes darlığı, nefesin hırıltılı/hışıltılı veya ıslık sesi gibi olması, göğüs kafesinde sıkışıklık/baskı hissi ile karakterize bir hastalık olan astımda bu belirtilerden herhangi biri veya bir kaçı bir arada görülebilmektedir. Her bireye özgü değişik etkenler (alerjenler, egzersiz, hava kirliliği, kimyasal maddeler, sigara dumanı, soğuk hava, stres vb) belirtilerin ortaya çıkmasında rol oynayabilmektedir.  

 

Solunum fonksiyon testi teşhis için önemli ipuçları verir

 

Astımın teşhisinde bireyin tıbbi öyküsü en belirgin yol göstericidir.  Bununla birlikte kapsamlı bir fiziki muayene yapılıp, astım tanısı için en önemli tetkik olan solunum fonksiyon testi yapılmalıdır. Solunum fonksiyon testleri hastane ortamında yapılabileceği gibi, pandemi döneminde yeni teknolojiler sayesinde uzaktan erişim ile de yapılabilmektedir. 

 

Hedef hastalığın kontrol altına alınmasıdır

 

Astım tedavisinin amacı hastalığın kontrol altına alınmasıdır. Hekim ve hasta/hasta yakını arasında işbirliği ile astım tedavisinde ortak hedeflerin belirlenmesi ve bu doğrultuda plan yapılması sayesinde astım çoğunlukla kontrol altına alınabilmektedir. Öncelikle her bireye özgü tetikleyicilerin belirlenmesi ve bu tetikleyicilere maruziyetin azaltılması, mümkünse engellemesi önemlidir. Astıma eşlik edebilen alerjik nezle, ilaç alerjisi, nazal polip, kronik sinüzit gibi hastalıkların gözden geçirilmesi ve bu rahatsızlıklara yönelik uygun tedavilerin düzenlenmesi astımın kontrol altına alınabilmesinde etkili diğer bir faktör olmaktadır. Sonraki aşamada ise bireye özgü uygun ilaç tedavisinin planlanması yer alır. 

 

Astım COVID-19  bulaşma riskini artırmıyor

 

COVID-19  virüsünün astım hastaları üzerindeki etkisi ve astım hastalarının bu süreçte nasıl tedbirler alması gerektiği en çok merak edilen konular arasındadır. Pandeminin başlangıcından bu yana yapılan araştırmalarda astımlı hastalarda artmış COVID-19  riski olduğuna dair herhangi bir veri bulunmamaktadır. Ancak astımı kontrol altında olmayan hastalarda COVID-19  ile ilişkili ölüm oranının artmış olduğu gösterilmektedir. Bu sebeple özellikle astımı kontrol altına alınmakta zorlanılan hastaların koronavirüs tedbirlerine azami dikkat etmesi ve astımı kontrol altına almaya yönelik tedavi yaklaşımları için sağlık kurumuna başvurmaları gerekmektedir. 

 

Astım hastalarının pandemi sürecini en az sorunla atlatabilmek için yapması gerekenler;

 

•Astımı kontrol altına almaya yönelik ilaçların düzenli kullanımına devam edilmeli, kesinlikle ara verilmemelidir.

•Ağır astımlı hastaların biyolojik tedavilerine ve ağız yoluyla alınan kortizon tedavilerine hekim kontrolünde devam etmeleri gereklidir.

•Astım atak için yazılı eylem planı (atak durumunda hastanın kendisinin başlayabileceği tedaviler ve atak yönetimi için bilgi) her hastaya verilmelidir.

•Sağlık kuruluşuna gelemeyen, gelmek istemeyen veya gelmesi riskli olan hastalar uzaktan erişim teknolojik alt yapısı olan merkezlerde takip edilebilir.

•Uygun şekilde maske kullanımı, sosyal mesafenin korunması ve el hijyenine dikkat edilmesine kesintisiz devam edilmelidir. Dezenfektanların aşırı kullanımının da belirtileri tetikleyebileceği ayrıca akılda tutulmalıdır. 

•Astımlı hastalar influenza (mevsimsel grip) için de aşı olmalıdır. 

COVID-19 pandemi döneminde astım kontrolüne yönelik tüm önlemlerin etkin şekilde alınması ile astımlı hastalarda COVID-19’e bağlı ölümlerde azalmaya yol açacaktır.

 

Aşı uygulamasından sonra alerjik reaksiyon nadir görülüyor 

 

COVID-19  için çeşitli özelliklerde aşılar geliştirilmiş ve halen bu geliştirme aşamaları devam etmektedir. Bu kapsamda aşılara karşı lokal (uygulama yerinde) kızarıklık-şişme, ateş halsizlik gibi yan etki bildirilmektedir. Genel olarak aşılarla ilgili alerjik reaksiyon gelişimi 1 milyon doz uygulamada 1’den az olacak şekilde nadirdir. Ülkemizde şu an için bulunmayan mRNA COVID-19  aşılarından Pfizer-BioNTech aşısı ile 200 000 dozda bir, Moderna aşısı ile 360 000 dozda bir 1 anafilaksi(alerjik şok) gözlendiği bildirilmiştir.  Anafilaksi gelişen olguların yüzde 81’inde daha önce ciddi alerjik reaksiyon öyküsü olduğu ve bu aşı ile alerjik reaksiyonların yüzde 71’inin uygulamadan sonraki ilk 15 dakika içinde gözlendiği veriler arasında yer almaktadır.

 

Aşıya karşı alerjik reaksiyon öyküsü olanlar dikkat!

 

COVID-19  mRNA aşısı ile anafilaksinin nadir gözlenmesi ve COVID 19 enfeksiyonunun ölümle sonlanabilecek bir klinik durum olduğu göz önüne alındığında aşağıdaki durumlar hariç olmak üzere aşı uygulaması astımlı hastalar için de yapılabilmektedir. Ancak bu durumun mutlaka doktor tarafından tanılı olması gerekmektedir.  

 

  • İlk COVID-19  aşı uygulaması ile anafilaksi geçirenler
  • Herhangi bir aşı ile daha önce şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olanlar
  • Laksatif ilaçlar, depo kortikosteroidler ve antiasit mide ilaçlarına alerjisi olanlar
  •  

 Alerjik öyküsü olanlar dikkat!

 

Hangi tip koronavirüs aşısı olursa olsun daha önce şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan bireylerin bu durumu aşı uygulama ekibine bildirmesi, aşı uygulamasının acil müdahale olanakları olan sağlık kurumunda yapılması ve aşı yapıldıktan sonra en az 30 dakika gözlemlenmesi önerilmektedir. 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı

YORUM YAZ